‘Spor herelesi’ Kategorisi için Arşiv

Reklamlar

*Sambaya giden yolda çekilen çile kumsaldır.

*Sevdiği Müzikler: Ölürüm Brezilyam, Çırpınırdı Atlantik Okyanusu

*Sevdiği Filmler: Kurtlar Vadisi Arjantin, Nefes: Samba Sağolsun

*Sevdiği Kitaplar: Şu Çılgın Brezilyalılar, Atlantik geçilemez

*Sevdiği Sözler: Ne Mutlu Brezilyalıyım Diyene, Bir Brezilyalı Dünyaya Bedeldir.

Brezilya Ordusu’nun Baslica Sloganlari:

* Her – Brezil – sambaci – dogar.
* Lim lim, bo bo, samba samba, yap yap.
* Sambalar bitmez, Brezil bolunmez.
* Sambalar sambalar, diloy diloy sambalar.
* En buyuk sambaci asker, bizim asker.
* Asker oldum sambaci, bugunum dunden ziyade haci.
* Brezil sana canim feda.
* Her – sey – Brezil – icin.

Nerden ya da nasıl karşılaştım bu grupla bilmiyorum ama çok hoşuma gitti. Türkler hazırlamış. Daha fazlası için buyrun burdan bakın.

Mourinho Başgan…

Yayınlandı: 29/11/2010 / Spor herelesi, Yorum herelesi

 

 

İşte günlerdir beklenen El Classico’nun sonucu. Pique’den Mourinho başgana. Hiç zevk almadım maçtan. Barcelona oynadı Real Madrid izledi. Hatta Barcelona o kadar çok oynadı ki artık Real Madridliler sinir krizlerine girdi ve 1 kırmızı 10 sarı kart gördü. Barcelona’nın böyle oynayacağı belliydi ama Mourinho başgan Interle yaptığı gibi bişiler yapar belki diye umutlanmıştım; fekat olmadı. Barcelona böylece maçtan önce artis artis konuşan Mourinho’ya çok pis koymuş oldu tokadı.

Şimdi takımda Xavi-Iniesta  gibi insan dışı varlık var. Adamlar bir kere top göstermiyor rakibe. Üstüne bir de çılgınlar gibi pas yapıyorlar ve hatta ohalanböylepasmıolur dedirten ara paslarından da çok miktarda yolluyorlar.

Messi mi Ronaldo mu diye artık karşılaştırma yapmayalım. Messi tabi ki. Ronaldo bir kere apaçi. Aynı kategoride bile değiller. O gitsin Guardiola’yı itsin, agresif bir şekilde sağa sola sataşsın; Messi öbür taraftan hiper süper asistler yapsın, maç kazandırsın. Ronaldo’nun önemli maçlarda bir şey yaptığına henüz şahit olmadım. Ufak tefek mahalle takımlarına karşı şov yapsın anca.

Maçı izlerken aklıma Galatasaray-Fenerbahçe maçları geldi. Ne olursa olsun bizim Fenerbahçe’yi yenemediğimiz gibi Madrid de Barçayı yenemiyor. Madridli oyuncuların çaresizlikleri bana Galatasaraylı oyuncuların Fenerbahçe maçlarındaki çaresizliği hatırlattı.

Son olarak Casillas ve Mourinho’nun şu iki fotoğrafını da ekleyim zaten konuşacak fazla bir şey yok.

Bugünkü oynanan maçlarla şampiyonadaki grup maçları tamamlandı. Bugünkü maçların hiçbirini izleme fırsatım olmadı. Şöyle haberleri bi okudum bizimkiler Çin’e ayıp etmiş birazcık. 3. periyot sonunda sadece 25 sayı atabilmiş Çin. Gerçi en önemli iki oyuncusu olan Jianlian Yi ve Zhizhi Wang hiç oynamamış. Dediğim gibi zaten tecrübesiz bi takım. Wang da kenarda olunca fark kaçınılmaz olmuş: 87-40. Grubumuzdaki diğer maçlarda Rusya Yunanistan’ı 73-69; Fildişi Sahilleri de Porto Riko’yu 88-79 yenmiş. Açıkçası Rusya’nın Yunanlıları yenmesine çok sevindim. Bu sonuçlarla Yunanistan çok çekindiği İspanya ile eşleşmiş oldu. İspanya şunları yense de bi kurtulsak şunlardan. Şimdi bi sonraki turlarda yine karşımıza çıkarlar falan. Yine Jungebrand gelir hakem olarak. Eleniriz falan. Ne me lazım.

Eleme maçları öncesi genel istatistiklere bi göz atalım.

Grup maçlarını namağlup tamamlayan üç takım var: A.B.D. , Litvanya ve biz. Hiç maç kazanamayan da üç takım var: Kanada, Ürdün ve Tunus. İlk beş maçta en çok sayı atan takım Sırbistan(465) olmuş. En az sayı yiyen takım ise biziz (285). Bizden sonra en az sayı yiyen takımla aramızda yaklaşık 50 sayı fark var. Bu da maç başına 10 sayı demektir ki çok iyi bir istatistik. Böyle savunma yaptığımız sürece önümüz çok açık.

Bireysel istatistikleri de şöyle vereyim okuması daha rahat olsun:

Sayı                                        Ribaund                                    Asist

1. Luis Scola (Arjantin)       29    1. Jianlian Yi (Çin)              9.8       1. Marcelo Huertas (Brezilya)  6.6

2. Kirk Penny (Y. Zelanda) 25.4   2. Ersan İlyasova (Türkiye) 9          2. Pablo Prigioni (Arjantin)     6.4

3. Jianlian Yi (Çin)             22.5   3. Hamed Haddadi (İran)    8.6       3. Ricky Rubio (İspanya)       6.2

4. Hamed Haddadi (İran)    20     4. Zaid Abbaas (Ürdün)      8.4       4. Osama Daghles (Ürdün)    5.6

5. Kevin Durant (A.B.D)     17.8   5. Ömer Aşık (Türkiye)       8.2       5. Anton Ponkrashov (Rusya) 5.6

Eleme maçları programı da şöyle:

4 Eylül Cumartesi                                                   5 Eylül Pazar

18:00 Hırvatistan – Sırbistan                                       18:00 Slovenya – Avustralya

21:00 İspanya – Yunanistan                                       21:00 Türkiye – Fransa

6 Eylül Pazartesi                                                     7 Eylül Salı

18:00 A.B.D – Angola                                                18:00 Litvanya – Çin

21:00 Rusya – Yeni Zelanda                                        21:00 Arjantin – Brezilya

Neymiş? Ciddiyeti bi dakika bile elden bırakmamalıymışız. Son 2 dakika içinde çöken rehavet nerdeyse maçı kaybetmemize neden oluyodu. Gerçi iyi bi uyarı oldu. Akılları başlarına gelir. Tanjeviç’in maç sonrası surat ifadesi bile akıllarının başlarına gelmesine yeter. Ben bile tırstım.

Maç hakkında çok fazla bişi söylemeyecem. Kötü oynadık. Ama farkı açtırmadık ve maçtan kopmadık. Bu çok iyi bişi. Son periyotta toparlandık ve maçı kazandık. Semih’te inanılmaz bi gelişme gördüm. Celtics’in yaz kampı çok işe yaramış. Biraz daha kalıp yaparsa NBA’de çok iş yapar. Onun dışında Hidayet hakkında bi iki şey söylemek istiyorum. Adam Orlando’da inanılmaz tecrübe edinmiş. Turnuva maçlarını nasıl oynayacağını biliyo. 4 maçtır kendini hiç kasmadı. Çok iyi savunma yaptı. Hücumda da sıkıştığımız anda aldı topu götürdü attı. Enerjisini çok verimli kullanıyo. Çok basit oynuyo. İkili oyunlarda boş adamı çok iyi görüyo. Çok yerinde oynuyo yani. Sizi bilmem ama Hidayet’i oynarken izlemek çok keyif veriyo bana. Hep böyle devam eder umarım.

Bu arada gruptaki diğer maçlarda Rusya Çin’i 89-80; Yunanistan da Fildişi Sahilleri’ni 97-60 yenmiş. Grup liderliğini garantiledik. Bugünkü maçlardan önce bi sonraki turda İspanya ile eşleşme durumu vardı ama o ihtimal şimdi yok. Büyük olasılıkla Yeni Zelanda ile oynayacaz bi sonraki turda. Yarın da gruptaki son maçımızı Çin ile oynayacaz. Bi Jianlian Yi var tutulması gereken. Maç başı 22.5 sayı ve 9.8 ribaund ortalaması var. Zhizhi Wang var bi de takımın abisi. Boş kaldığında hiç acımıyo üçlüklerde. Aynen bugün Vassalo‘nun yaptığı gibi. Onun dışında çok disiplinli bi takım Çin. Maçtan hiç kopmuyolar. Sadece tecrübe eksikleri çok. Yao‘yu çok arıyolar bu bakımdan. Kendi oyunumuzu oynadığımız takdirde maçta çok zorlanacağımızı sanmıyorum.

Elde var üç. 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’nda üçüncü maçımızda Yunanistan’ı 76-65 yenerek üçüncü galibiyetimizi aldık. Grubumuzda oynanan diğer maçlarda Porto Riko Çin’i 84-76; Rusya da Fildişi Sahilleri’ni 72-66 yendi.Şu an grupta üç galibiyeti olan tek takım olarak birinci sıradayız. Arkamızda Rusya ve Yunanistan var. İkisinin de puanı 5.

Maça dönecek olursak Ersan Reyiz ve Ömer Onan çok çok iyi oynadılar. Ersan hücum yükünü aldı Ömer de maç başına 23.5 sayı ortalamasına sahip Spanoulis‘i çok iyi tuttu ve maç boyunca sadece 5 sayı attırdı (ki sanırım o sayıları da Ömer kenardayken attı) Zaten savunmayı iyi yapınca hücumda bi şekilde sayı geliyo. Ersan 26 sayı attı ki 6’da 6 üçlük isabetiyle oynadı. Kerem de hücumda doğru adamlara topu verince çok fazla sayı sıkıntısı yaşamadık ilk yarı. İkinci yarıda bi ara skor üretemedik ama Semih (kazma demekten vazgeçiyorum. herif iyi oynadı bu maçta)ve Ömer Aşık’a indirilen toplarla iyi sayı bulduk. Turnuvadan önce de dediğim gibi topu boyalı alana indirdiğimiz zaman sorun kalmıyo. Shortsanitis hayvanıyla Ömer ve Semih vardiyalı olarak boğuştu. Allah’tan 5 faul aldı da rahatladık. Zaten Shortsanitis de çıkınca savunmada çok zorlanmadık. Oyun kontrolünü Carl JUNGEBRAND* ve tayfasının muhteşem (!) yönetimleri sayesinde ara ara kaybetsek de maçı hakemlere rağmen kazanmayı bildik. Geçen sene Polonya’daki maçın da rövanşını almış olduk. Yarın Porto Riko ile oynayacaz. Zor bi maç olacak. Barea’yı tutabilirsek eğer rahat geçeriz.

*Carl Jungebrand denilen hakem Finlandiyalı. Biz Türkleri pek sevmez. 2001’de Türkiye’de yapılan Avrupa Basketbol Şampiyonası finalinde Yugoslavya ile oynadığımız maçı katletmişti. Ayrıca Yunanistan’la aramızdaki husumeti bilen FIBA da nasıl oluyo bu kritik maça bu hakemi veriyo onu da anlamış değilim.

Hazır Dünya Basketbol Şampiyonası devam ederken milli takım için yapılan reklamlara değinmeden edemeyecem. Ana sponsorlardan Garanti ve Turkcell her sene en az bir iki tane reklam yapıyo. Şu ana kadar yapılan reklamları şöyle bi ele alayım dedim.

Bence şu ana kadar yapılan en güzel reklam. Çocuğun ‘Dünya şampiyonasına hazırlanıyoruz biz yaa’ diye el kol yapıp atarlanması; Kerem’in ezik ezik ikna etmeye çalışması; ufaklıkların birbirlerine bakarak ‘ hadi bu seferlik öyle olsun’ havaları falan çok iyi olmuş. Arıca 8. saniyedeki harekete bittim. Çok pis yedirmiş eleman.

Bu reklam sanırım milli takım oyuncularının oynadığı ilk reklam. Avrupa Şampiyonası’nın Türkiye’de olduğu sene yapılmıştı. Athena’nın dillere pelesenk olan şarkısıyla birlikte çok güzel bi reklam yapmışlardı. Çok da sevmiştik. Çok da iyi oldu. Çok da güzel olduydu.

Bana göre Garanti’nin milli takım için yaptığı en yapmacık en kötü senaryosu olan reklam bu. Çok alakasız olmuş. Şutu çekiyo sonra gitar çalıyo ya da davul çalıp smaca kalkıyo bu ne lan? Bizimkilerin sevinmesi olsun rakip oyuncuların ve antrenörün üzülmeleri olsun çok yapmacık. Hiç güzel bi reklam olmamış Garanti.

Eh işte. Çocuk kendi çapında maske yapıyo takıyo falan ama herkeste zaten maske olduğunu görünce dünyanın sonunun geldiğini ve kendisinin de yaşayan son canlı olduğunu öğrenen Will Smith gibi büyük şaşkınlıkla sokakları arşınlıyo. En sonunda Mehmet maskeli Mehmet gelince zevkten ağzının aldığı şekli görebiliyoruz. Sonuç olarak vasat bi reklam.

‘Siz baskette iyisiniz biz de karpuzda’ diyerek dev adamlara kafa tutan bıyıklı karpuzcu amca düşüncesi fena değil ama reklam kötü olmuş. Sevmedim. İzlenilirliği yok.

Turkcell’in 2007’de İspanya’da yapılan Avrupa Basketbol Şampiyonası için kısa kısa yaptığı reklamları birleştirdim. Hiçbiri bi boka benzemiyo. Garanti’nin en kötü reklamıyla karşılaştırılmaz bile.

Turkcell’in milli takım için yaptığı en iyi reklam bu sanırım. Çok eğlenceli bi reklam olmuş. Özellikle amcanın kitabı fırlatması ve kahvede elemanın şekerleri bardaklara fırlatması çok hoşuma gitti. Bi de en sonda her şey havada uçuşurken lastiği nereye fırlattıklarını çok merak ettim. Bi de bi de Kerem şutu sallarken sanki gözü bağlı değil gibi.

Tabi bu arada Turkcell’in bi de sadece Hido ile çektiği reklamlar var ‘Ne var Nuri? Sen daha komiksin Nuri’ dediği. Onları buraya almadım. Ama onlar da zaten hiper süper reklamlar değil. Turkcell parayı Recep İvedik’e yatırsın anca.